Amatör olta balıkçılığı
  Misinalar
 
MİSİNALAR VE TARİHÇESİ

Eskilerde at kuyruğu kıllarından birleştirilip örülen olta ipleri 1930 ların sonunda
naylondan yapılmaya başladı. Balık avında kullanılan misinaların çoğu plastik
veya naylon orijinlidir. Yeni gelişen teknolojiler sonucunda Flourocarbon,

Polyethylene, Micro-fiber ve Teflon malzemeler kullanılarak daha da sağlam,
farklı kalınlık ve renklerde imal edilmeye başlanmıştır. Bu misinalar ile daha
yumuşak fakat darbelere ve ağırlıklara karşı daha mukavim, diğer taraftan
daha düşük görünürlük, daha uzağa ve daha hassas atışlar sağlanabilmiştir.

Son yıllarda piyasa da örgü olta ipleri de oldukça yaygındır. Bunlar gibi tek telli
değil birkaç telin örülerek bir araya getirilmesinden yapılmışlardır.

Teknoloji sonucu son derece ince ama çok sağlam yapıda olta ipleri ortaya
çıkmıştır.

Düğümlü, buruşuk ve aşırı katlanmış, çatlamış eski misina ile balık avına gitmek
Pek çokları için misina, misinadır. Öylesi böylesi yoktur. Gidilir satıcıdan bir top alınır. Halbuki misina, sportif amaç güden amatör balıkçılık için son derece kritik bir husustur, çünkü balıkla aranızdaki tek bağlantıdır. İyi bir misina, daha doğrusu amacına uygun kullanılan bir misina avı kolaylaştırmaktan öte görevlere sahiptir.

Misina seçimini ve kullanımını iyi yapabilmek için, bir kaç terimi bilmek faydalı olacaktır:

Test yükü: Misinanın kopmadan taşıyabileceği maksimum yükü belirtir. Genel olarak her misinanın etiketinde libre (LB) veya kilogram (KG) olarak belirtilir. Libre, İngiliz ölçü birimidir ve sıklıkla ABD'de kullanılır. Elbette bizim alıştığımız birimden farklıdır. Basitçe Lb değerinin yarısını alın bunun biraz altını kg olarak düşünün. Yani 20 lb deniyorsa, 10 kg'nin biraz altı, 9,5..9,75 kilo gibi bir değer aklınıza gelsin. Formül olarak isterseniz, 1 kg = 2,2 libre (1 Lb = 455 gr), 22 libre ise 10 kg. olur. Bu değerler "test" değeridir ve çoğu marka bu ağırlığa ulaşmadan kopar gider. Bu yüzden olası en ağır yükün en azından %30 fazlası test değerine sahip misinalar kullanın. Eğer 5 kg. bir kofana çekmek istiyorsanız, en az 7 kg, yani 18 librelik bir misinaya ihtiyacınız olacaktır. Misina seçimini sadece balığın ağırlığına bakarak yapamazsınız. Bilhassa kıyıdan avlanırken, uygulayacağınız fırlatma gücü çok çok yüksek değerlere çıkabilir. Eğer 100 gr kurşun kullanıyorsanız, bunu 50 m öteye fırlatmak için mesela 10 kg atar yük oluşturursunuz. Eğer misina bu yüke dayanamazsa kopar.

Esneklik: Misinanın yüke bindiği zaman ne kadar uzadığını ifade eder. Bunun bir ölçüsü yoktur. Esnek olmayan, çok esnek, az esnek gibi basit tabirler kullanılır. Esnekliği yüksek olan bir misina, balık çektiği zaman uzayarak yükü emer. Balık sürekli yoğun güçle çekemez. İlk anda uygulanan yoğun yük bu esneme sayesinde emilir ve balığın yakalanması kolaylaşır.

Şöyleki, esnemeyen bir misina ise balığın bu ilk hareketinde yükü doğrudan balığın ağzına ve kamışa yada elinize verir. Esnek olmayan bir kamış bu ani darbe ile kırılabilir, yerleştirdiğiniz yerden veya elinizden kurtulup gidebilir. Misinayı elle tutuyorsanız, elinizi kesebilir. Ama balık ne olduğunu anlayamadan iğne damağına saplanmış olur. Eğer misina belli bir esnekliğe sahipse iğne balığın sert damağına saplanmadan önce uzayarak belli bir gecikme sağlar. Balıkçı bu gecikmeyi karşılamak üzere hızla tasmalar ki, iğne balığın damağına otursun. Esnek olmayan bir misinada ise, böyle hızlı tasmalama yaparsanız, iğneyi kıracak yada balığın ağzını yırtacak kadar bir güç sağlarsınız. Ayrıca esnek olmayan bir misina kamışa vs. zarar verebilir.

Diğer yandan misinanın esnekliği azaldıkça, balığın, yemin, kurşunun her hareketi doğrudan kamışa kadar ulaşır. Böylece daha hassas bir duyumsama sahibi olursunuz. Esnemeyen bir misina ve biraz tecrübe ile, balığın vurduğunu, yakalandığını, çapariye kaç balık takıldığını, kurşunun dipte gezindiğini, birinin takımının sizinkini yakalayıp çektiğini vs. anlayabilir, hatta yakaladığınız balığın cinsini vs. tahmin edebilirsiniz. Ama böyle bir misina ile her daim hazır olmanız gerekir, bilhassa sazan, levrek, kofana gibi iri balık avında. Kamışı daima sağlam tutmalısınız. Misinayı asla elinizde tutmamalısınız, yani şöyle kamış kullanmadan parmağıma koyayım, balık gelince hissedeyim gibisinden.. Aksi halde balığın geldiğini bir hayli acılı ve kanlı şekilde kesilen elinizle anlayabilirsiniz.Orkinos, kılıç balığı, yayın gibi çok iri balıklar ile uğraşıyorsanız, esnek olmayan bir misinadan uzak durun.

Hafıza: Üzerinde pek durulmayan bir husustur, ama keyfe keder verecek meselelerin nedenidir. Misina sarılı olduğu yerin şeklini korumaya çalışır. Örneğin makaranın şeklini korur ve attığınız misina havada ve suyun üzerinde uzatılmış bir helezon yay gibi serilir. Yemi fırlatıyorsanız havada sürtünme artar ve mesafe kısalır. Suya düştüğünde ise yüzey gerilimi artar ve yemin suya batışı gecikir. Suyun içinde de aynı etki sürdüğü için balığın misinayı görme ihtimali artar. Ayrıca bu kıvrımlar bazen kuş gözü denen düğümlere sebep olur ve misinayı zayıflatır. Toplarkende karışmaya daha meyilli olur.

Ayrıca hafızası yüksek bir misina bilhassa düğüm yerlerinde zayıflamaya meyillidir. Bir şekilde baskı altında çekilirse, kurdela etkisi yaratır ve sert bir yay şeklini alır. Sonuçta deformasyon artar, acayip şekiller ortaya çıkar ve misina çöpe gider. Çapari satanların sıklıkla söyledikleri, "denize bir kere girdimi, çaparinin işi biter" lafının sebebi bu mevzudur.

Bir misinanın düşük hafızaya sahip olması her zaman avantajdır. Ancak hafızasız olmasına güvenen modeller bunu etiketlerinde açıkca "low memory", "No memory" şeklinde belirtirler. Sıradan misinalar bu hususa dair hemen hiç bir bilgi içermezler. Basitçe misinayı kıvırın, kıvırdığınız şekilde kalıyorsa hafızası yüksektir.

Görülebilme: Bu hususu iki şekilde ele almak gerekir. Suyun dışında görülebilme, suyun içinde balığın görebilmesi. Suyun dışı bazen önemli olur, yanınızdaki sizin takımınızı görüyorsa üzerine göz göre göre takım atmaktan imtina eder mesela. Ama bunlar teferruat hususlardır ve asıl önemli olan suyun içinde misinanın görülmesidir. Balık misinayı görürse, ondan ürkebilir. Yayınlar kendine güvenen balıklardır, misinaymış filan hiç umursamaz, yemi götürür. Lüfer sülalesi dikkatini çeken bir şey varken misinaya dikkat etmez. Ama diğer pek çok tür misinadan ürker. Kimi türler -ki bunlar azınlıktadır şükür ki- hiç sokulmamayı tercih eder. Diğerleri ise ürkek davranır ama genede yeme yönelebilir çoğu zaman. Eğer balık misinayı göremiyorsa, görse bile onu ürkütecek bir şeye benzetemiyorsa yeme saldırma ihtimali artar.

Suda görülme olayını kavramak için suda ışığın davranışını anlamak önemlidir. Gün ışığı suya girince emilmeye başlar. Önce kızıl ötesi, kırmızı ve morötesi emilir. En son ise mavi ve morötesi görünmeyen ışık. Kırmızı bir şey, suyun bir kaç metre altında donuk siyah haline gelir. Bu kolayca belli olan bir formasyon sunar. Daha derinlerde ise kırmızı şekil detaylarını kaybeder ve balıklar için kamuflajı artırır. Tipik saydam misinalar ise bu etkiyi göstermez. Yüzeyde ve yüzeyin altında misinaya vuran ışığın bir bölümü misinanın içinde aşağıya doğru uzanır. Sonuçta misina suyun içinde donuk bir çizgi halinde açıkca görülür hale gelir. Ayrıca taşıdıkları ışık etraflarında bir hale oluşturur ve misina olduğundan daha kalın bir görünüm alır. Bilhassa yüzeyden taşınan kırmızı ışık dipte daha az olduğundan misina karanlıkta parlayan bir lamba gibi belirgin hale gelir.

Bir diğer etmense misinanın rengidir. Pembe bir misina sizin için çok belirgin olacaktır, fakat suyun içinde bu pembe griye dönüşür (kırmızı ışık ortamda olmadığı için) ve bilhassa dipte görünürlüğü azalır. Ama yüzeye yakın derinlikte pembe çok belirgin olacaktır. Mavi ise en az tercih edilecek olandır. Çünkü derinlik arttıkça ancak mavi ışık bulunur. Bu durumda mavi misina ışığı maksimum yansıtır ve görünürlüğü artar. Duman rengi gri ise ortamda bulunan ışığı daha çok emdiği için daha az dikkat çeker. Yeşil ise etrafta bolca yeşillik olan düşük derinliklerde balığın çok fazla dikkatini çekmez. Saydam misinalar ise bilhassa dışarıdan aldıkları ışığı içerde dağıtmaları yüzünden belirgin donuk bir hat halini alırlar. Diğer yandan yapıldıkları malzemenin sudan farklı kırma endeksine sahip olmaları yüzünden mercek etkisi gösterirler. Klasik misinalarda kullanım esnasında oluşan mikro çatlaklara giren su ile misina arasında oluşan kırılma ve yansımalar yüzünden misina saydamlıktan çıkar.. Işığın fazla olduğu sığ kesimlerde, bilhassa bulanık sularda bu misinalar pek farkedilemez. Ama ortalama derinliklerde ve berrak sularda kolayca farkedilebilirler. Bu etkiler en fazla gece avında görülür. Sıradan bir saydam misina yüzeydeki ışık ve yakamozla kolayca görülür hale gelip balıkları ürkütür. Ama mehtaplı bir gecede bu etki azalır. Balıklarda daha fazla görüp yemlenebildikleri yüksekliklerde olduklarından ayışığında daha iyi avlanırlar.

Görülebilmeyi iyileştirmek, yani daha az görülen, ürkülen bir misina seçmek için bir kaç hususa dikkat edilebilir. En öncelikle, daha ince misina mutlak daha az görünürlükteki demektir. Bir diğer husus ise misinanın rengidir. Bilhassa 20m'den az derinliklerde yeşil ve duman grisi (füme) renkleri daha zor ayırt edilebilen misinalardır. Daha derinlerde pembe renk daha zor görünür. Bazı özel misinalar enteresan şekilde suyun içinde tam saydam hale gelir ve görünmez. Bunu sağlayan ışığa gösterdikleri tepki, suyunkine yakın kırılma endeksine sahip olmaları, bağlı polimer yapılarının mikroçatlaklara pek meydan vermemesidir. Bu misinalar görülmeme konusunda tartışılmaz en avantajlı olanlardır. Ayrıca görünürlüğü azaltmak için her bir birimi (metre, yarım metre vs.) farklı renkte olan misinalarda mevcuttur. Bu tipik kamuflaj deseni etkisi yaratır ve farkedilmeyi zorlaştırır.

Dayanıklılık: Diğer yandan bir misinanın sıyrılmaya karşı direnci de önemli bir kriterdir. Misina kullanırken çoğu zaman bir yerlerden sürtünerek çekilir. Bu esnada mutlak şekilde yıpranır, ama kimisi az, kimisi ise çok. Genel kaide olarak sağlam misinalar bu hususta da iyidir. Bu sürtünme iki şekilde misinaya etki eder. Öncelikle misinanın yüzeyinden birazı sürtündüğü yerde kalır. Bu bariz şekilde misinanın yer yer incelmesine sebep olur. Diğer yandan bu sürtünme misina üzerinde çatlaklar oluşmasına yol açar. Bu su içinde görünürlüğü kötü etkiler. Bilhassa suyun dışında, makaraya, kamış kılavuzlarına vs. sürtünme fazlaca ısı üretir ve misina yumuşar, uzar. Bu uzama sürtünme bölgesinde oluşur. O kadar ki, misinanın bir tarafı aynen kalırken diğer yanının uzunluğu değişir ve ardından soğuma başlar. Bu durumda misina üzerinde çatlaklara yol açar. Ancak ısınınca yumuşamasına rağmen genişleme eğilimi göstermeyen misinalar bu sorundan daha az etkilenir. Bu özelliği sağlayan misinalar silikon katkılı veya çeşitli polimerlerle güçlendirilmiş misinalar olacaktır.


doğru değildir. Ayrıca düğümlü olan misinalar kesinlikle değiştirilmelidir. Ani bir
yükleme sonucu misina düğüm yerinden kopar. Misinalar 0, 10 mm. den başlar 2
mm. ve daha kalın çaplara kadar gider. Bu sıralama da 010, 015, 020 gibi 0, 05
mm. artar.

Gelişmiş ülkelerde 0, 01 mm. artışlarla elde edilen 014, 017, 022, 028 gibi ara
çaplar da vardır. İnce misina kullanmak görünülebilirliği azaltacağı gibi aynı
zamanda uzun mesafelere atışı da sağlar.

 

 

 

 
  Bugün 11 ziyaretçi (44 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Şu ana kadar toplam klik sayısı Counters
Counters



-